27 Eylül 2010 Pazartesi

Gorillaz


yine yazmakta geç kalınmış bir 2010 albümü.gorillaz için şunu söyleyebilirim, "adamlar takılıyorlar lan işte." evet lan, daha fazlası değil bana kalırsa, adamlar takılıyor işte ve ortaya da benim bittiğim bir müzik çıkıyor.

plastic beach mart'ta çıktı, ama sanmıyorum fazla bilinsin yurdumda, zira paso single çıkaran bu elemanlardan kimse de albüm beklemiyordu hani.stylo'yu herkes dinlemiştir, baya sık dönüyordu klibi(klip de şahaneydi bi de, neyse) ama, dediğim gibi kimse albüm çıkardıklarını düşünmemiştir.zaten müzikten pek zevk aldığımızı sanmıyorum.herhangi bir adamın herhangi bir şarkısını beğendikten sonra, o adamın albümlerini v.s... araştıran gizli bir örgüte üyeyim ben ve sayımız çok az; hazın fazlasını neden istemez insanlar, anlamam.

plastic beach, tam bir gorillaz albümü olmuş.her şeyden bir tutam katılmış ve acayip lezzetli bir albüm çıkmış ortaya.

dinleyin lan, valla şahane.gidin indirin, torrent var, kaç defa söylicem.

albümden 2 tane koyuyorum, ama çok var olm 15 şarkı var, 1 intro var :





sevgi ve sefaletle...
buddha.

21 Eylül 2010 Salı

Naked



                            
bana sorarsanız, -sormazsanız da sorun değil, burası benim blogum lanet pislikler- ingiliz aksanı kulağa feci hoş gelen bişi.hatta daha güzelini duymadım.açıkçası, senaryosunu şahan gökbakar bile yazsa izlerim sanırım İngiliz aksanı ile konuşulan bir filmi, diziyi, v.s...

naked, 93 yılında mike leigh'in yazıp, yönettiği ve alt metninde, "artık beni umursamamazlık edemezsiniz, bu film ile krallığımı başlatıyorum ve evet bunu sadece ingiliz aksanına borçlu değilim, tabi o da çok önemli, onunda az ekmeğini yemedik, ama o kadar emek var, ayıp kardeşim." dediği bir film.

böyle filmler sevilmeye mahkumdur, gerçekten öyledir, çünkü, bir filmde kendinizi yerini koymak isteyeceğiniz, arzuladığınız, beğendiğiniz bir karakter var ise, o filmi sonuna kadar izlersiniz; acaba şimdi napacak diye...naked haricinde, fight club'daki tyler durden, into the wild'daki supertramp ne bilim a clockwork orange'daki alex diyebilirim.

naked'daki bayıldığımız ve hayranı olduğumuz karakter de johnny oluyor.johnny, hayat üzerine belli fikirleri olan ve buna göre yaşayan ve başka bir fikri umursamayan bir abimiz.desturu, bu tarz filmlerin hepsinde olan bişi...durun filmden bir cümlesiyle johnny anlatsın size, -ambiyansı canlandırayım, tamamiyle bomboş bir binanın güvenliğinden sorumlu bir bekçiye şu cümleye benzer bişi söyler johnny:

-napıyorsun bu postmodern gaz odasında?

anlaşıldığı üzere johnny çalışmayan, parayı umursamayan, kendi fikirlerine sıkı sıkıya bağlı bir şehir berduşu.film zaten baştan sona kadar bize johnny'nin nasıl bir karakter olduğunu göstermek uğruna uzatılan bölümlerle dolu.ve bu bölümlerde hiç sıkılmıyoruz, inanın; gülüyoruz ve eğleniyoruz.çünkü sevgili kardeşim mike leigh, öyle zekice diyaloglarla bezemiş ki filmi, sabahlara kadar sürsün istiyoruz.

johnny'nin karşısına diktiği karakter ise, jeremy g. smart.jeremy paranın güç olduğunun farkında olan iğrenç bir adam.jeremy'den bahsetmek bile istemiyorum, ama kesinlikle filmde onun olması lazımmış; mike leigh'in fikirlerini doğrulatması için.jeremy'nin dünyasında johnny'nin yapabileceği hiçbir şey yok aslında.filmin bir çok yerinde bunun gerçekliği altında eziliyorsunuz.

naked pek bilinen bir film değil, bu film ile başlamam güzel oldu, kendimi tebrik ediyorum.mike leigh de keza öyle, daha çok mike leigh filmi yazarım gibi geliyor bana.izleyin eğlenin, biraz düşünün, biraz gülün, ingiliz aksanıyla zevk sarhoşu olun.

 sevgi ve sefaletle...
 budhha.

Calvin Harris



keşke diyorum, bu blog işine önceden girseydim de bu albümü çıkar çıkmaz, "yılın albümü budur." desem ve tribünleri ayağa kaldırsaydım.napalım, olmadı, ama güzel tarafı calvin harris pek bilinmiyor ülkemizde.-bir şeyin pek bilinmediğine şöyle karar veriyorum; tr.wikipedia açıklaması yoksa, ekşisözlük'teki entry sayısı azsa bilinmiyordur pek, ve bence haklıyım.ehi-

calvin harris koç gibi bir delikanlı, delikanlı dedik ama herif iskoçlu, etek de giyiyordur şimdi, bu olmadı ama, erkek adama hiç etek olur m...(şaka) neyse buraları geçiyorum.çok şahane bir müzik adamı doğuyor beyler bağyanlar, hatta doğmuş bile 2 albüm yapmış, onlarca şahane remixlere imza atmış(imza atmış, nelan) daha 26 yaşındaki calvin harris kardeşimiz.

ready for the weekend albümü, geçen yıl çıktı.yukarıda da dediğim gibi 2009'un en kıyak albümü budur.14 şahane şarkı var, döndür döndür dinle, dans et.ben dans etmem diyorsan, el çırp(ehi) öyle güzel bir albüm işte ready for the weekend.

albümden 3 şarkı koyuyorum buraya, ama yetinmeyin 3 şarkıyla; albümü indirin, torrent var negzel, hamallık etmeyin beyin bedava...







sevgi ve sefaletle...
buddha.

20 Eylül 2010 Pazartesi

Çok Sıradan Dediysek...

selam dostlar, selam arkadaşlar, selam gönül dostları, v.s… diyerek sıradan bir başlangıç yapmak istemiyorum; çünkü blogun sıradanlığı görüntüsünden geliyor, yani ben bu tema bıdılarından, görüntü şeysinden, bilmemneden anlamadığım için ve konumuzun da her iki blogcudan birisinin konusu olduğundan mütevellit çok sıradan bir blog ismini koymakla doğru bir şey yapmış olduğumu düşündüm, durdum.
ama sıradanlığımı özelleştiren elbette yazdıklarım olacağından, buradan haybeye konuşmak da istemiyorum.Başlangıcın kısa ve net olmasını istiyorum.ve istediğimi yaparım (ehi).
müzik dedim ama tek şarkı yükleyip haftanın şarkısı bıdılarından yapmayacağım -bana çok basit geliyor bu bıdı-, genel olarak yeni albümü çıkmış grupların, albüm kritiğini yapmak istiyorum.ve istediğimi yapa… tamam tamam.
film de keza öyle, bütün portallarda tekrar tekrar yazılmış filmleri, “bu film çokzel yaa benceeeee…” şeklinde yazacak değilim.
kitaplar en hassas olduğum konudur ve ben kesinlikle hassas bir insan değilimdir, neyse.kitaplar için şunu söyleyebilirim, kitaplar iyidir (ehi).
kısa ve net olmak istediğimden bahsetmiştim.
sevgi ve sefaletle…
buddha.