1 Ekim 2010 Cuma

Katya'nın Yazı


ben aşk romanı sevmem ve katya'nın yazı'da bir aşk romanı.sevmem çünkü kurgu hep klişedir ve şunlar hep olması gerekir, olur, olacaktır; esas oğlan ile esas kız bir şekilde tanışır, sonra başka bir yerde yolları tekrar kesişir, sonra yavaştan konuşmaları başlar, sohbetler, randevular v.s..., sonra olayın için gerilim, merak ve gariplikler girer; bu esnalarda ayrılık çanları da çalabilir, soğuk rüzgarlar da esebilir, sona yaklaşılır, son da bizi bir sürpriz bekliyordur elbette, ve kitap son bulur.

bunlar her aşk romanında olan şeylerdir, bunun dışında başka kurgular da yazılır ve ben o romanları çok severim lakin, katya'nın yazı'nı da çok sevdim.en başta kitabın yazarı trevanian içi dolu bir yazar, bu sayede ister istemez katya'nın yazı sıradanlıklardan ve basitliklerden sıyrılıyor.karakter yaratımı şahane, romanda benim en bittiğim karakter, doktor gros oldu.kesinlikle gerçekliğinden şüphe edemeyeceğim bir karakter doktor gros, doğru bir tabir olacaktır eminim, tam bir piç.(piç: günümüzde gerçek anlamı dışında, farklı bir anlam kazanmış kelimelerimizdendir.)

doktor gros'un bir sözüyle, onun piçliğinin altını çizmek istiyorum: "aşk dediğin şeyin yeri insanin kalbi değil, kasıklarıdır."


kürk mantolu madonna, kamelyalı kadın ya da ne bilim genç werther'in acıları'nda hep aşkı paylaşan iki insana karşı bir üzüntü oluşur kitabın sonunda.katya'nın yazı'nda bu benim için biraz farklıydı, ne katya'ya ne de ona deliler gibi aşık olan montjean'e, (montjean kitabı kendi ağzından anlatır.) katya'nın kardeşi paul'e üzüldüğüm kadar üzülmedim sanırım.kitabı güzel ve zeka ürünü yapan da bu kurgu zaten.kesinlikle ucuz bir aşk romanı değil; içinde zekice tespitler, müthiş diyaloglar -özellikle doktor gros'un replikleri mükemmeldir.- ve sanırım en belirgini de, çok ağır ve çok ehil işi bir psikoloji var.


ben kitabı okurken, -sanırım şehrin adından dolayı- sürekli olarak ispanya'da geçtiğini düşündüm olayın, oysa fransa'nın küçük bir kasabasındaydı bütün olanlar.yeni doktor montjean sıradan hayatının sıradanlıklarıyla meşgul oluyordu, katya ve onun ailesi trevilleler ise kendi sorunları yüzünden paris'den bu küçük kasabaya gelmek zorunda kalıyordu...


ah be paul treville, ah be! diyor ve yazıyı bitiriyorum.


katya'nın yazı iyi bir kitap, trevanian iyi bir yazar.her şey olması gerektiği gibi.


sevgi ve sefaletle...
buddha.

2 yorum:

  1. çok severim trevanian'ı ve Katya'nın Yazı'nı. Okumamın üzerinden epey zaman geçip hâlâ hafızamda dolanan ender romanlardandır :)

    YanıtlaSil
  2. Trevanian zaten şahsına münhasır bir kişilik..,

    YanıtlaSil